Nükleer savaş oyunları…

İsrail’in iki bakanı “Gazze üzerinde nükleer silah patlatılmasını” önermişti. Geçen ay da İsrail Ulusal Güvenlik Araştırma Merkezi’nde olası bir “İsrail-İran nükleer savaş oyunu” gerçekleştirildi.

“Savaş oyunları” silahlı kuvvetlerin en önemli kurmay çalışmalarıdır. Bu oyunda İsrail, İran’a iki aşamada “toplam 51 nükleer silah” ateşliyor. İran da “nükleer silahlarıyla” karşılık veriyor.

“İsrail’in elinde 100 ila 300 nükleer savaş başlığı olduğu” tahmin edilmekte.

Bunların yarısının ya da 6’da birinin İran’a kullanılacak olması ihtimalini düşünmek bile tüyleri diken diken ediyor. Savaş oyununda cevapları aranan sorular şöyleydi:

■İsrail’in nükleer saldırıları, İran’ın nükleer ve füze sahalarına, alt yapısına ve nüfusuna ne kadar zarar verebilir?

■İran’ın nükleer ve füze yetenekleri bu 51 nükleer silahımızla etkisiz hale getirilebilir mi, yoksa erişemeyeceğimiz kadar derinde mi saklanıyorlar?

■Bölge ekonomileri böyle bir karşılıklı nükleer saldırı nedeniyle“nakavt” mı olur, yoksa sadece“sarsılır” mı?

■Washington, Moskova veya Pekin bu nükleer savaşın içine çekilir mi?

Bu satırlar 20 Şubat tarihli Washington Post gazetesinden.

İRAN’IN SAVAŞ OYUNU

Al Jazeera’da ise 14 Şubat’ta “İran’ın, İsrail en büyük hava üssü Palmachim’e füzelerle saldırısını” yansıtan bir savaş oyunu yayınlandı.

Hem de görüntülülerle…

Sadece 4 metrelik bir hedef sapma payı olan çok sayıda uzun menzilli Emad ve Qadr hassas füzesi Palmachim’e ateşleniyor.

Ayrıca…

Shahid Mahdavi savaş gemisinden Dezful balistik füzeler de İsrail’in bu üssünü vuruyor.

İran devlet televizyonun yayınladığı görüntülerde İsrail’le -savaş oyunu gereği- kullanılan füzeler insansız hava araçları gemiler, sürat tekneleri, katamaranlar, denizaltılar gösteriliyor.

Füzelerden biri ABD yapımı Hellfire (Cehennem ateşi anlamına gelir) füzesinin İran’daki eş değeri olan Qaem… Katamaranlardan fırlatılan deniz seyir füzeleri… Denizaltıdan fırlatılan torpidoların İsrail gemilerine vuruşu… Rusya’nın geliştirdiği Lancet dronlarıyla benzeşen yeni bir İran yapımı “kamikaze dronunun” fırlatılışı…

HEDEF TAHRAN

Böyle bir savaşta -Allah korusun- nükleer serpintilerinin bile bölge ve Türkiye için oluşturduğu tehdit asaf bozucu.

Buna ateşle oynamak denir.

Önce bir soru: “İran gerçekten nükleer silaha sahip mi?”

Daha önce -CİA ve Mossad’a göre- “bir tornavida mesafesinde olduğunu” yazmıştım. Ama İran hâlâ “nükleer reaktörlerinin sivil kullanım amaçlı olduğu” söylemini sürdürüyor; bla bla…

Oysa… 31 Ocak 2018…

Mossad ajanları Tahran’ın varoşlarındaki hiper gizli bir alana baskın yaptı.

Bu baskının planlaması iki yıl sürmüştü.

Mossad, tesis hakkında tüm ayrıntıları saptamıştı.

Kapıları, koridorları, içeri girdiklerinde hangi kasaları kesmeleri gerektiğini… Güvenlik güçlerinin dakika dakika nerede olduklarını… Onları nasıl atlatacaklarını ve etkisiz hale getireceklerini kameraların köreltilmesini, iletişimin kesilmesini, operasyonun ne kadar zamanda bitirilmesi gerektiğini…

Bu baskında kaçırılıp İsrail’e getirilen “malzeme” neydi?

“İran’ın tüm nükleer arşivi…”

Bu arşiv “İran’la nükleer silah yapmamasını öngören anlaşma” bağlamında Amerika’ya sunuldu.

“Tahran sizi aldatıyor. Amacı nükleer silah yapmak. İşte belgeleri” denildi.

“Trump’ın İran’la nükleer anlaşmayı bozmasının” arkasındaki nedenlerden
başat olanı budur. İsrail “İran’ın nükleer silah üretmesini önlemek” için her şeyi yaptı.

Diplomasiyi kullandı, İran nükleer tesislerine siber saldırılar düzenledi.

İran’ın nükleer silah teknik adamlarını hatta bunlardan “İran’ın Oppenheimer’ı” olarak anılan Fakhrizadeh’yi öldürdü.

Bütün bunlar İlan Evyatar ve Yonah Jeremy Bob “Hedef Tahran” ortak yayınında anlatılmakta. “Nükleer silah” konusunun dışında ama bu yayında ki bir bilgi yansıtayım.

İran’ın “yaşayan şehit” diye

tanımladığı büyük saygı duyulan

komutanı Kasım Süleymani’yi CIA öldürmüştü.

Süleymani Suriye’den, Irak’a uçuşunda tam 6 kez telefon değiştirerek yerinin saptanmasına karşı önlem almıştı ama bu telefonların hepsinin numaralarını meğer Mossad CIA’ye bildirmiş… CIA, Süleymani’nin konumunu böyle saptamış ve havadan vurmuş.

Füzelerin ateşlendiği İran savaş gemisi Shahid Mahdavi.

TARİHİN CİLVESİ

Tarihin ne ilginç cilvesidir ki ABD, 1957 yılında İran’la “nükleer işbirliği anlaşmasını” yapmış olan ülkedir.

Bu anlaşmayla İran, ABD’den teknik yardım ve zenginleştirilmiş Uranyum almıştı.

O zamanlar, İran Şah’lık yönetimindeydi ve ABD’nin dostuydu.

Şimdi ise nükleer İran ABD’nin kabusu…

Peki İsrail’in nükleer silah gücü var mı?

“Resmen” yok… Ama gerçekte var.

Hem de…

Bunları havadan, karadan, denizden ateşleyebilecek ileri teknolojide füze rampalarıyla.

İsterse İran’ı -savaş oyununda da öngörüldüğü gibi-vurabilecek güçte. Çöle gömülü nükleer tesisleri
“bilinen sır…”

Ve bir tarihi çelişki daha.

Yıl 1975… İsrail ilk nükleer silah denemesini Güney Afrika Cumhuriyeti’yle işbirliği yaparak Hint Okyanus’unda gerçekleştirmişti. Şimdi ise Güney Afrika Cumhuriyeti, İsrail için Uluslararası Adalet Divanı’na “Gazze’de soykırım” suçlamasıyla dava açmış bulunmakta.

İsrail Başbakanı Netanyahu, 30 Nisan 2018’de Tel Aviv’de, “İsrail istihbaratı tarafından İran’ın nükleer silah arşivinden elde edildiğini söylediği materyali” sergiledi.

Palmachim Hava Üssü.

…………………..

Rusya’nın uzaya nükleer silah taşıyan uydu planı… “Uzay’da nükleer silah bulundurmamak” anlaşması… Çin’in nükleer silahlanma zirvesi… Kuzey Kore gibi “nükleer serseri mayın devleti…” Nükler silah kulübünde
yer almayan “fiili nükleer devletler…”

Bir başka yazıya…

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir