AKM’yi yorumlayan heykel

Mimar Murat Tabanlıoğlu imzasıyla Kasım 2021’de tekrar hizmete açılan Taksim Atatürk Kültür Merkezi’nin (AKM) yanına, Mete Caddesi yönünde Gezi Cafe ve Agora Meyhanesi’ne ev sahipliği yapan binaya komşuluk eden alana özgü heykel yarışmasında birinci seçilen soyut eser yerleştirildi. Gündüz ışığında bir inşaatın karkas gövdesini andıran ve yine kuru bir ağaç gövdesi önünde ‘çelik hasırlar’ıyla beliren kavramsal soyut heykelde genç iç mimar, tasarımcı Semih Eskicioğlu’nun imzası bulunuyor. Karşıt renkli gece aydınlatması ile havanın karardığı saatlerde daha da dikkat çeken çalışma sanatçıya göre ‘doğaya, sanata ve kente saygılı bir eser’ olarak kayda geçiyor.

Hüsamettin Koçan’ın jüri başkanlığını yaptığı Celaleddin Çelik, Günseli Kato, Murat Tabanlıoğlu, Osman Dinç, Seçkin Pirim ve Şakir Gökçebağ’dan oluşan jürinin değerlendirmeleri ile seçilen heykel, “çevre ile uyumu, yenilikçi yaklaşımı ve cesur bir iş olmasının yanı sıra, AKM binasıyla kurduğu diyaloğun hem karşıt hem de pozitif ve üretken olması” gibi kriterler göz önünde tutularak kamuoyuna sunuluyor.

Heykel hava kararınca farklı bir görünüme bürünüyor.

Eserin tasarımına AKM’nin bulunduğu caddenin silüetinden boyut ve form anlamında referanslar alarak başlayan Eskicioğlu, bunu tek başına bir heykel olarak değil ‘bütünsel bir parçanın eklenişi’ olarak ele almış bulunuyor. Tasarımcı ve mimar heykelin AKM’nin ‘küre’ formundaki kırmızı ‘kabuğu’ ve yine geceleri binada beliren Türk Telekom Opera Salonu’ndan ilhamla, operanın ses dalgalarının bir yansıması olarak dalgalı bir form oluşturduğunu söylüyor. Heykel, çağdaş restorasyon anlayışında tarihî yapıların restorasyonunda eksik kısımları tamamlamak için kullanılan çelik hasırlar ile AKM’nin köklü yapısına da atıfta bulunuyor. Eskicioğlu heykeliyle ilgili olarak  “Heykelin vurgulu kısmı şeffaf olması. Buraya daha klasik kapalı bir heykel yapılabilirdi, zaten yarışmada bu fikrin öne çıkmasının sebebi de buydu, şeffaf bir strüktürünün olması” diyor. Yarışma süreciyle ilgili ise şöyle konuşuyor Eskicioğlu: “Herkese açık bir yarışmaydı. 80 kişi arasından birinci oldum. Yarışma bir heykel yarışması. Yarışmanın konusunun Atatürk Kültür Merkezi binasıyla, yerleşkesiyle, cepheyle uyumlu başka bir yere konulduğunda anlamı olmayacak, sadece buraya ait olan bir heykel gibi daha uzun bir alt metni de olan bir hikâyesi var. Eserin hikâyesine, yarışmanın konusuna uygun olarak yaklaştım.” Eserle ilgili eleştirilere cevap olarak ise “Kapalı bir heykel yapıldığında içinde böyle bir strüktür olacaktı, aslında uzaktan bakıldığında tamamen mütevazı kaybolabilen bir eser olması. Bence her şey zaten eleştirilmelidir ama eleştirinin bir bilgiye dayalı olması gerekir. Bilgiye ulaşmak da günümüzde çok kolay. Bu yarışmanın jürisini, nasıl buraya konduğunu, benim buraya kafama göre bir şey koyamayacağımı araştırıp, sonrasında eleştirilirse bu şekilde daha çok mutlu olurum. Bu tamamen sübjektif bir mesele. Hikâyeye dayanarak yakıştırılamamasını tercih ederim” cevabını veriyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir